Çalışma Masası Günlüğü arşiv sayfasına hoş geldiniz!
Bazı işler ilk konuşulduğunda çok önemli değilmiş gibi görünebiliyor. “Şu an gerek yok”, “sonra bakarız”, “şimdilik böyle kalsın” gibi cümlelerle erteleniyor. Web site yenileme, marka düzeni, katalog hazırlığı, Google İşletme Profili, sosyal medya hesaplarının düzenlenmesi veya teknik eksiklerin giderilmesi gibi işler genelde bu gruba giriyor.
Fakat ertelenen bu işler çoğu zaman tamamen ortadan kalkmıyor; sadece bir süre görünmez hale geliyor. Sonra bir gün önemli bir müşteri görüşmesi, yeni bir iş fırsatı, fuar hazırlığı, ortaklık toplantısı veya reklam çalışması gündeme geliyor. O anda daha önce “gerek yok” denilen konu birden “hemen yapılması lazım” noktasına geliyor.
Aslında sorun işin acil hale gelmesi değil, hazırlıksız yakalanmak. Çünkü aceleyle yapılan işlerde hem karar vermek zorlaşıyor hem de süreci sağlıklı yönetmek mümkün olmuyor. Normalde düşünülerek hazırlanması gereken metinler, görseller, sayfalar veya tasarım kararları birkaç güne sıkıştırılınca, ortaya çıkan sonuç da çoğu zaman olması gerekenden daha zayıf kalıyor.
Bu yüzden dijital taraftaki işleri yalnızca ihtiyaç doğduğunda değil, ihtiyaç doğmadan önce düşünmek gerekiyor. Web site güncel mi, iletişim bilgileri doğru mu, katalog hazır mı, sosyal medya hesapları düzenli mi, Google’da firma güvenilir görünüyor mu? Bunlar fırsat kapıya geldiğinde değil, zaten her zaman hazır olması gereken konular.
“Şu an gerek yok” denilen birçok iş, aslında firmanın gelecekte karşılaşacağı fırsatlara hazırlık anlamına geliyor. Bugün sakin bir zamanda düzenlenen bir web site, yarın acil bir toplantı öncesi sizi zor durumda bırakmaz. Bugün hazırlanan bir katalog, yarın müşteriye hızlıca gönderilebilir. Kısacası bazı işleri zamanında yapmak, sadece düzenli görünmek için değil; fırsat geldiğinde hazır olmak için de önemlidir.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Freelance çalışmanın en güzel yanlarından biri, tatil planını daha esnek yapabilmek.
Tam zamanlı bir işte çalışırken genelde yıllık izinleri, bayram tatillerini veya resmi tatilleri beklemek gerekiyor. Bu dönemlerde de hem ulaşım hem konaklama fiyatları yükseliyor, gidilen yerler daha kalabalık oluyor. Freelance düzende ise sonbahar ve ilkbahar aylarını, hatta mümkünse hafta içi günlerini tercih ederek daha sakin ve daha uygun maliyetli geziler planlamak mümkün olabiliyor.
Tabii bu özgürlük, her zaman “istediğin an git” anlamına gelmiyor. Önemli bir proje üzerinde çalışıyorsam tatil planını ertelemem gerekebiliyor. Çünkü bazı işler sadece laptopu açıp birkaç küçük düzenleme yapmakla ilerlemiyor. 16 inç ve 3.5K çözünürlüklü bir dizüstü bilgisayarım olsa da, özellikle detaylı tasarım ve web sitesi çalışmalarında 27 inç monitöre alışmış durumdayım. Belki bu biraz alışkanlık ama büyük ekranda çalışmak benim için hâlâ daha rahat.
Bu yüzden bazen taşınabilir çalışma düzenini de düşünmeden edemiyorum. 16 inç civarında taşınabilir monitörler var. Hatta otomobil ile gidilen yerlere 27 inç bir monitör götürmek bile mümkün olabilir. Ama tren, otobüs veya uçakla yapılan seyahatlerde bu pek kolay gözükmüyor. Aslında bir yandan da kendimi her cihaza, her ortama ve farklı çalışma senaryolarına biraz daha alıştırmam gerektiğini düşünüyorum.
Tatil denince akla tamamen gezmek, dinlenmek ve çalışmamak geliyor ama freelance düzende ben şöyle bir ritim kuruyorum. Özellikle yaz aylarında öğle saatleri çok sıcak oluyor, gece hava karardıktan sonra da dışarıda bulunmamaya çalışıyoruz. Bu da bana gün içinde en az 5-6 saatlik bir çalışma zamanı bırakıyor. Eğer gerçekten odaklanarak çalışırsam, bu süre birçok işi ilerletmek için gayet yeterli oluyor. Zaten tatil de sürekli olan bir şey değil; çoğu zaman 1 hafta, en fazla 2 hafta sürüyor.
Bir de işin şu tarafı var: Herkesin tatile geldiği bir sahil kasabasında yaşıyoruz. Bazen eşime de söylüyorum; insanlar buraya tatil için gelirken biz niye başka yerlere gitmeye çalışıyoruz? Tabii bu biraz işin şakası. Yeni yerler görmek, farklı şehirlerde gezmek ve ortam değiştirmek yine de güzel. Bu sene yaz sıcağında daha çok günübirlik veya 1-2 günlük kısa geziler yapmayı, 1-2 haftalık daha uzun tatilleri ise eylül sonrasına bırakmayı düşünüyoruz. Hem sıcak azalıyor hem de kalabalık biraz daha dağılıyor.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Monitör alırken çoğu kişi ekran boyutuna, çözünürlüğe, markaya veya fiyatına bakıyor ama parlaklık değeri çoğu zaman gözden kaçıyor.
Oysa ekranda gördüğümüz görüntünün kalitesini etkileyen önemli detaylardan biri de bu. Monitörlerde genelde cd/m² olarak yazılan bu değer, Apple cihazlarda nit olarak karşımıza çıkıyor. Aslında ikisi de ekran parlaklığını ifade etmek için kullanılan değerler.
MacBook Pro, iMac gibi cihazlarda nit değerleri genelde oldukça yüksek oluyor. Ben bu cihazları çoğu zaman göz sağlığım için yüzde 50’nin altında parlaklıkta kullanıyorum. Renk seçerken, tasarım kontrol ederken veya görsel bir çalışmanın detaylarına bakarken parlaklığı yükseltiyorum. Bu noktada kaliteli bir ekran kullanmanın farkı daha net hissediliyor.
Günümüzde hâlâ 250 cd/m² parlaklığa sahip birçok monitör satılıyor. Uygun fiyatlı oldukları için tercih ediliyorlar ama özellikle tasarım, fotoğraf, video, illüstrasyon veya renk hassasiyeti gerektiren işlerle uğraşan kişiler için bu değer düşük kalıyor. Benim tavsiyem en az 300 cd/m² ve üzeri monitörlere bakılması. Mümkünse bütçenize uygun bir model bulabilirseniz 350-400 cd/m² ve üzeri değerler, daha rahat bir kullanım sunacaktır.
Bunu en net hissettiğim örneklerden biri, display / çizim tableti tarafında olmuştu. Wacom Cintiq serisinin Pro olmayan modellerinden birinde 190 cd/m² parlaklığa sahip bir ekran vardı. MacBook Pro’ya bağlayıp kullandığımda aradaki fark çok belirgindi. Biri sanki gündüz gibi parlak ve canlı dururken, diğeri yanında oldukça soluk kalıyordu.
Tabii ekran parlaklığı tek başına her şeyi belirlemez. Renk doğruluğu, panel kalitesi, kontrast, çözünürlük ve kalibrasyon gibi birçok detay da önemli.
Ama özellikle görsel işlerle uğraşan biri için monitör seçerken parlaklık değerini bilmek gerçekten gerekli. Çünkü uzun süre çalıştığınız ekran, yalnızca görüntüyü değil; çalışma konforunuzu, göz yorgunluğunuzu ve yaptığınız işin kalitesini de doğrudan etkiliyor.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Freelance çalışırken “günde kaç saat çalışıyorum?” sorusunun cevabı sadece bilgisayar başında kaç saat oturduğumla ilgili olmuyor. Çünkü masa başında geçirilen her süre gerçekten çalışmak anlamına gelmiyor. Bilgisayar başında oturmak ve işle uğraşıyor gibi görünmekle, gerçekten odaklanıp üretmek arasında ciddi bir fark var.
Bu yüzden çalışma süremi takip etmek için 30 dakikalık kum saati kullanıyorum. Kum saati akarken çalışıyorum. Eğer o sırada birkaç dakika boyuncalığına telefona bakmam, başka bir işle ilgilenmem veya çalışmaya ara vermem gerekirse kum saatini yan çevirip durduruyorum. Böylece gün sonunda sadece masada geçirdiğim zamanı değil, gerçekten çalıştığım süreyi görmüş oluyorum.
Günde 8 ile 10 saat arasında net bir çalışma süresine ulaştığımda o gün rahat rahat uyuyabiliyorum. Çünkü o süreye ulaştığımda geriye dönüp baktığımda birçok işi tamamladığımı görüyorum. Bazen yapılacaklar listesindeki işlerin büyük kısmı, bazen de neredeyse tamamı bitmiş oluyor. Bu da insana gerçekten çalıştığını hissettiren güzel bir tatmin duygusu veriyor.
Tam zamanlı çalışma düzeninde bazen zaman kendiliğinden geçiyor. Biri geliyor, bir toplantı yapılıyor, saatlerce verimsiz bir görüşmede duruluyor, arada beklemeler oluyor. Gün bitince maaş yine aynı şekilde yatacağı için, o zaman kaybı çoğu zaman kişisel olarak çok rahatsız etmeyebiliyor. Ama freelance çalışmada boşa geçen her zaman doğrudan sizin zamanınızdan, enerjinizden ve işinizden gidiyor.
Bence freelance çalışmanın en zor taraflarından biri de kendi disiplinini kendin kurmak. Kimse sana ne zaman başlayacağını, ne zaman ara vereceğini veya ne kadar çalışman gerektiğini söylemiyor.
Bu özgürlük güzel ama aynı zamanda ciddi bir sorumluluk. Ben de bu yüzden zamanı görünür hale getirmeye çalışıyorum. Çünkü çalıştığım süreyi net olarak gördüğümde, hem günü daha iyi yönetiyorum hem de emeğimin karşılığını daha somut hissediyorum.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Bazı firmalar web sitelerini yenilemeyi sürekli erteliyor.
“Şimdilik böyle kalsın”, “sonra bakarız”, “zaten çok da kullanılmıyor” gibi düşüncelerle yıllarca aynı site yayında kalabiliyor. Fakat web sitesi, firma sahibinin unuttuğu bir alan olsa bile müşterinin, iş ortağının veya yatırımcının ilk baktığı yerlerden biridir.
Bazen bir web sitesine girdiğimde en altta 2010, 2012 gibi eski copyright tarihleri görüyorum. Elbette sadece copyright tarihinin eski olması, sitenin tamamen güncel olmadığını tek başına kanıtlamaz. Aynı şekilde copyright alanında 2026 yazması da sitenin gerçekten güncel ve düzgün olduğu anlamına gelmez. Ama kullanıcı açısından bu tür detaylar, siteyle ne kadar ilgilenildiği hakkında bir izlenim oluşturur.
Sorun çoğu zaman sadece eski tasarım da değil.
Bunlar teknik detay gibi görünse de aslında doğrudan güven meselesidir.
Tasarım Eleştiri web sitemde bu tarz konulara sık sık değinmeye çalışıyorum. Çünkü kötü bir web site, firmanın dışarıya verdiği izlenimi zayıflatır. Kullanıcılar her zaman bu durumu açıkça dile getirmez ama sitenin eski, hatalı veya bakımsız görünmesi kararlarını sessizce etkiler.
Bu ertelemeler çoğu zaman bir gün aniden “acil” işe dönüşür.
Büyük bir ortaklık görüşmesi olur, önemli bir müşteri toplantısı yaklaşır, yatırımcıyla görüşülecektir ya da firma yeni bir pazara açılmak üzeredir. O anda mevcut web sitesini göstermekten utanılır ve “bu siteyle bizi ciddiye almazlar” düşüncesi başlar. Yıllardır ertelenen iş, birden birkaç gün içinde çözülmesi gereken büyük bir probleme dönüşür.
Oysa web site, yalnızca ihtiyaç olduğunda hatırlanacak bir şey olmamalı. Bir firma her an incelenebilir, araştırılabilir, karşılaştırılabilir. Sizin haberiniz olmadan potansiyel bir müşteri web sitenize girip çıkabilir. Bir iş ortağı sizi Google’da aratıp sitenize bakabilir. Ve çoğu zaman kimse size “web sitenizi gördük, yeterince kurumsal bulmadık, bu yüzden sizinle çalışmaktan vazgeçtik” demez.
Bu yüzden web sitelerini yenilemeyi sürekli ertelemek, görünmeyen bir kayıp oluşturacaktır. Kaçırılan müşteriler, gerçekleşmeyen görüşmeler veya güven vermeyen ilk izlenimler hiçbir zaman fark edilmeyecektir. Düzenli kontrol edilen, güncel tutulan ve firmayı doğru temsil eden bir web sitesi ise sadece bugün için değil, beklenmedik fırsatlar için de hazır durur.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Sıcak havalar başladı. Çalışma düzenim de ister istemez değişti. Kış aylarında gece saatlerinin daha uzun olması ve gecenin sessizliğinde çalışmanın etkisi bilinen bir şey.
Sahil kasabasında yaşıyoruz ve yaz aylarında sıcak havanın ve nem etkisinin yanında denize girme isteği, bisiklet sürme isteği, biraz dışarı çıkıp hava alma düşüncesi kendini gösteriyor. Üstelik gidiş dönüş yaklaşık 30 kilometrelik bir bisiklet yolumuz var ve “şu işi bitireyim de biraz bisiklet süreyim” diyerek her gün 1-2 saatlik ara veriyorum.
Gece sabaha kadar çalışmayı artık tercih etmiyorum. Erken uyuyup erken uyanmak, bazen sabah erken saatlerde işe başlayarak öğle saatlerinde deniz, bisiklet ve gezme molası vermek; veya sabah güneş doğduğunda 1-2 saatlik bir deniz, bisiklet ve gezme turu yapmak; sonrasında eve gelerek çalışmaya başlamak olabiliyor.
Klima kullanmıyorum ve USB ile çalışan mini vantilatörüm, çalışma masamda olduğum günün 8-10 saatinde açık; en büyük kurtarıcım o oluyor.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Bir firma hakkında bilgi almak isteyen kişi yalnızca web sitesine bakmıyor. Instagram hesabını inceliyor, Google’da aratıyor, WhatsApp üzerinden iletişime geçiyor, bazen Facebook sayfasına da göz atıyor. Bu alanların her biri firmanızın dijitaldeki farklı bir yüzü gibi görünse de, kullanıcı açısından hepsi aynı markayı temsil ediyor.
Şu sorunların yaşandığını sıklıkla gözlemliyorum: Web sitesinde farklı bir logo, Instagram’da eski bir profil görseli, Google İşletme Profili’nde yanlış telefon numarası, WhatsApp Business hesabında eksik açıklama veya güncel olmayan bir adres yer alabiliyor. Tek tek bakıldığında küçük gibi görünen bu farklılıklar, bir araya geldiğinde firmanın dağınık ve kontrolsüz görünmesine neden oluyor.
Tüm dijital kanallarda kullanılan işletme adı, logo, açıklama, iletişim bilgileri, web sitesi bağlantısı ve konum bilgileri birbiriyle uyumlu olmalı. Kullanıcı hangi platformdan firmanıza ulaşırsa ulaşsın, aynı markayla karşılaştığını hemen anlayabilmeli. Bu tutarlılık yalnızca daha güzel bir görünüm sağlamaz; aynı zamanda güven duygusunu da güçlendirir.
Profesyonel görünüm sadece düzenli paylaşım yapmaktan ibaret değildir. Instagram biyografisinin anlaşılır olması, iletişim butonlarının çalışması, WhatsApp Business profilinin eksiksiz doldurulması, Google İşletme Profili’nde doğru kategori ve çalışma saatlerinin yer alması gibi detaylar da önemlidir. Kullanıcı çoğu zaman, firmanız hakkında karar verirken yalnızca birkaç saniye içinde bu alanlara bakar.
Firmanızın dijital kanallarını ayrı ayrı hesaplar olarak değil, birbirini tamamlayan tek bir yapı olarak düşünmek gerekir. Düzenli, güncel ve birbiriyle uyumlu görünen hesaplar, müşteriye işine özen gösteren bir marka izlenimi verir. Dağınık veya eksik görünen hesaplar ise sunduğunuz hizmet ne kadar iyi olursa olsun, bu değerin dijitalde yeterince güçlü görünmemesine neden olur.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Müşterilerimize sunduğumuz teklif dosyalarının yalnızca fiyat bilgisinden ibaret olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ödenecek ücretin karşılığında hangi çalışmaların yapılacağını, projenin ne kadar süreceğini ve sürecin nasıl ilerleyeceğini bilmek, müşterilerimizin en doğal hakkıdır. Fakat bütün bu bilgileri tek bir dosyada uzun uzun anlatırsak, teklifin ilk bakışta anlaşılması zorlaşacaktır.
Son hazırladığım teklif çalışması, aynı firma için planlanan 5 farklı projeyi içeriyor. Her proje için ayrı bir bölüm hazırladım ve çalışmaların kapsamını 5 ana başlık altında madde madde anlattım.
Bu bölümlerde fiyat teklifi, tahmini proje süresi, çalışma süreci, teknik bilgiler ve projeye özel detaylar yer aldı. 6 farklı dosya, her biri 2 veya 3 sayfadan oluşuyor.
Müşterim, 6 projenin her birini ayrı ayrı değerlendirebilecek. Hangi projede nelerin yapılacağını, hangi hizmetlerin fiyata dahil olduğunu ve çalışmaların ne kadar sürede tamamlanmasının planlandığını uzun açıklamalar arasında kaybolmadan görebilecek. Özellikle birden fazla projenin aynı anda teklif edildiği çalışmalarda bu ayrımın önemli olduğunu düşünüyorum.
Teklif dosyasının yanında, yaklaşık 25 sayfadan oluşan detaylı bir ana dosya da sundum. Bu dosyada tekliflerde yer alan bütün ana başlıkları tek tek açıkladım. Çalışma sürecinin nasıl ilerleyeceği, teknik konular, içerik hazırlıkları, revizyonlar, teslim süreci ve proje sonrasında dikkat edilmesi gereken detaylar gibi konulara daha kapsamlı şekilde yer verdim.
Böylece kısa teklif dosyası, fiyatların ve projelerin kapsamının hızlıca incelenmesini sağlarken; detaylı ana dosya, ihtiyaç duyulan bütün bilgilere ulaşılabilecek bir kaynak haline geliyor.
İyi bir teklif sadece “ne kadar?” sorusuna değil, “neler yapılacak, nasıl yapılacak ve süreç nasıl ilerleyecek?” sorularına da açık şekilde cevap vermeli.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Çalışma masasındaki kablo karmaşasını hiç sevmiyorum. “Kablosuz cihazların sağlık açısından zararlarını” düşünmeden edemesem de, kablo karmaşasının bende oluşturduğu psikolojik etkiden daha fazla zararı olmayacağını tahmin ediyorum.
Günümün büyük çoğunluğunu geçirdiğim çalışma masamda kullandığım klavye ve fare kablosuz. Kulaklıklarım da kablosuz. Kablolu olan tek şey, monitör üstü ışık çubuğu. Onun da kablosu ekranın arkasında olduğu için gözükmüyor.
Zaman zaman kullandığım PC masamda, istesem de istemesem de mutlaka kablolarla boğuşmak zorunda kalıyorum. Bilgisayar kasası ya masanın üstünde durup çok fazla yer kaplayacak ya da yerde duracak ve masa ile kasa arasında bir kablo trafiği oluşacak.
Çoğu zaman iMac kullanıyorum ve o masamda kabloya müsaade etmemeye çalışıyorum. Yaz geldi, USB ile çalışan mini vantilatörüm var, tek istisna o.
Bir zamanlar kablolu klavye, fare, kulaklık kullanıyordum ve bunların yanında kablolu grafik tablet, pen display adı verilen, üzerinde çizim yapılabilen ekran kullanıyordum. Bu pen display dediğimiz cihazlara tablet monitör de deniyordu. Hem HDMI-DVI gibi kablo hem de USB kablosu olurdu. Masada her gün, birkaç kez tüm kablolar birbirine girerdi. Sanırsam benim kablolardan bu kadar rahatsız olmamın sebebi bu olsa gerek.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim:
Bazı sektörlerde web sitesinde ürünleri, yapılan işleri, teknik detayları, ölçüleri, renk seçeneklerini, malzeme bilgilerini veya referans projeleri daha düzenli bir şekilde sunmak gerekir. Böyle durumlarda dijital katalog, tam olarak bu ihtiyaca cevap verir.
Özellikle mobilya, inşaat, mimarlık, iç mimarlık, üretim, endüstriyel ürünler, makine, tekstil, yapı malzemeleri, dekorasyon, medikal ürünler ve toptan satış yapan firmalar için dijital katalog oldukça değerlidir. Çünkü müşteri bazen uzun uzun açıklama okumak yerine, ürünleri veya yapılan işleri düzenli bir dosya içinde görmek ister.
Dijital katalogların tek bir tane olması zorunlu değildir. Ürün kataloğu, referans projeler kataloğu, genel firma tanıtım kataloğu gibi farklı kataloglar hazırlanıp web sitesinde paylaşılabilir.
Bir diğer avantajı da paylaşım kolaylığıdır. Web sitenizdeki katalog bağlantısını e-posta, WhatsApp ve sosyal medya mesajı ile veya teklif görüşmesi sırasında kolayca gönderebilirsiniz. Hatta PDF olarak da doğrudan dosyayı paylaşabilirsiniz. Bu, özellikle müşteriye hızlı bilgi vermek gereken anlarda ciddi kolaylık sağlar. “Size katalog linkimizi göndereyim, oradan detaylıca inceleyebilirsiniz.” demek, hem pratik hem de daha profesyonel bir izlenim bırakır.
İyi hazırlanmış bir dijital katalog, web sitesinde doğru konumlandırıldığında ziyaretçinin karar verme sürecini kolaylaştırır.
. . .
Ben Emrah Avcı. Kişisel web sitemi ve diğer web sitelerimi incelemeyi unutmayın:
Sunduğum hizmetler:
İletişim bilgilerim: