Çalışma Masası Günlüğü arşiv sayfasına hoş geldiniz!
Türkiye’deki müşterilerimin web siteleri için yerli bir sunucu firmasını kullanıyorum. İleride onunla alakalı da paylaşım yapabilirim, kendilerinden çok memnunum. Fakat ABD ve Kanada’daki müşterilerimin web siteleri için Hostinger‘da bulunan sunucumu kullanıyorum.
Hostinger yıllar önce insanlarda kötü bir izlenim bırakmış olabilir. Benim Hostinger kullanmaya başlamam 5 yılı aşmıştır ve inanılmaz bir performans sunuyorlar.
Fakat Hostinger’ın çok fazla kötülendiğini duydum. Bir gün kendimize ait bir e-ticaret sitesinde birkaç sorun yaşadık; sunucuda başka siteler de vardı ve sorunsuzdu. Sorun dediğimiz şey de aslında sitede sayfaların neden 1 saniyede değil de 1,5 saniyede açıldığı gibi önemsiz bir şeydi.
Bu konuda birisine danıştım. Israrla Hostinger’ı kötüledi ve İngiltere’den bir firma önerdi. Benim Hostinger’a ödediğim fiyatın tam 7 katıydı aylık ödemesi. Fakat ilk ay için %50 kadar indirimliydi. Yaklaşık 4 katını ödedim ve 1 aylık denemek için satın aldım. Web sitemin yedeğini alarak, farklı bir alan adında o sunucuda web siteyi yayınladım. Tüm gerekli ayarları yaptık ve sayfa açılış hızı 3 saniye ve üzerine çıktı. Bunun sonucunda Hostinger’ın artık kaliteli bir firma olduğunu karşı tarafa kabul ettirmiş olduk.
Ben de artık macera aramamaya karar verdim. Çünkü 1 ay sonra da üyeliğimi iptal etmeyi unutup 2. ayda 7 katı ücreti ödeyerek, Hostinger’a 1 yılda ödediğim sunucu ücretini 2 ay için bu firmaya ödemiş oldum; üstelik sadece insanların etkisinde kalmak ve merak sebebiyle.
Avrupa’da, Asya’da, Kuzey-Güney Amerika’da sunucuları mevcut.
Olumsuz yanları ise şunlar. 1 aylık denemek isterseniz fiyatları yüksek. 1 yıllık alırsanız yenilerken çok daha fazla ödeme yapacaksınız. 48 aylık satın almak en iyi tercih oluyor ama o da tabii ki döviz kuru sebebiyle pahalı gelebilir.
Hizmetlere ve fiyatlara göz atmak isterseniz bu link üzerinden %20 indirim kazanabilirsiniz: Hostinger Linki
Bu kıyaslamayı niye yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda birkaç kez şahit olduğum bir diyalog var; çoğunluğunu küçük işletmelerin oluşturduğu kişilere “web siteniz var mı” diye sorduğumda “evet” cevabını alıyorum ve Google’a firmalarının adını yazıp çıkan Google İşletme hesaplarını gösteriyorlar.
Sonrasında onun bir web sitesi olmadığını açıklamaya çalışıyorum.
Google İşletme, Instagram, Facebook vb. sitelerde-uygulamalarda açacağınız hesaplar, o uygulamanın izin verdiği ölçüde içerik paylaşmanıza olanak tanır. Evet, bu hesaplar gereklidir ama web sitesi ayrı bir şeydir.
Unutmayın, Google veya Facebook tarafından hesabınız kapatılabilir ama web sitenizin tüm kontrolü sizdedir. İstediğinizi paylaşabilirsiniz. Hem de sizi kurumsal gösterir, firmanızı detaylıca tanıtmanıza olanak tanır ve adınıza özel e-posta adresleriniz olur.
Tabi web sitesinin farkı ve önemi, bu kadar kısa bir yazıyla anlatılacak kadar az değildir.
Kasım ayı yaklaşıyor. Black Friday normalde Kasım ayının 4. cuma günü olsa da, birçok firma erken satış yapabilmek için Ekim ayının sonunda ve Kasım ayının başında indirimlere başlayabiliyor.
Bu dönemde, özellikle Adobe Creative Cloud, Envato Elements, Hostinger gibi hizmetleri daha uygun fiyatla aylık (yıllık taahhütlü) veya yıllık ödemeli olarak satın alabilirsiniz. Bu sene satın almayı düşündüğüm birkaç uygulama ve üyelik var.
Fiziksel ürünlerde de bu indirimleri fazlasıyla buluyorsunuz. Laptop şarj edebilmek için güçlü bir powerbank almayı düşünüyorum.
Kanada’daki bir firma için “Logo Tasarımı”, “Web Site Tasarımı & Geliştirme” ve “Marka Geliştirme” hizmetlerini kapsayan bir projeye başladım.
Proje öncesinde firmaya web sitesi çalışması için 10 soru yönelttim. Bunlar, süreci doğru yönetebilmemiz için cevabına ihtiyaç duyduğum sorulardan oluşuyor.
Aldığım cevaplar doğrultusunda web sitesinin içeriğini belirleyerek bir taslak tasarımı (wireframe) oluşturacağım.
Bu taslakta web sitedeki sayfalar, sayfalarda hangi içeriklerin, hangi bilgilerin, hangi bölümlerin olacağı gösterilecek.
Taslak üzerinde müşterim tarafından düzenlemeler veya eklemeler istenecek. Onları tamamlayıp onayı aldığımda tasarım süreci başlamış olacak.
Web sitesi üzerine çalışırken aynı zamanda logo tasarımları üzerinde de çalışacağım.
Ayrıca firmanın dijital dünyadaki izlerini sıfırdan inşa edeceğiz. Kendilerine bununla alakalı 20 sayfanın üzerinde bir rapor sunacağım. Arama motorları ve sosyal medya uygulamalarındaki tüm görünürlüklerini baştan sona ele alacağım.
Proje ile ilgili yeni paylaşımlarım olacak.
Freelance çalışmanın seyahat özgürlüğü ve her yerden çalışabilme gibi avantajları var. Bu sayede bazen konaklamalı, bazen de günübirlik şehir dışında olabiliyorsunuz.
Birkaç gün kalacaksanız, konakladığınız yerde laptop ile çalışmak kolaydır. Ancak günübirlik bir gezideyseniz, çalışmak için sessiz ve sakin bir kafe, orada da kuytu bir köşe bulmanız gerekir.
Bugün tam da bu durumu yaşadım. Bir günlüğüne şehir dışındaydım ve birkaç saatlik boş zamanımda çalışmam gerekiyordu. Yaklaşık bir saatlik arayışın ardından güzel bir kafe buldum ve birkaç saatimi çalışarak geçirdim.
Tam zamanlı bir işte çalışırken “Bugün çalışmak istemiyorum” demek pek mümkün değildir. Elbette hasta olduğunuzda veya önemli bir işiniz çıktığında rapor ya da izin alabilirsiniz, ancak keyfi olarak “çalışmıyorum” deme özgürlüğünüz yoktur.
Freelance çalışmanın en büyük avantajlarından biri de bu noktada ortaya çıkıyor.
Fakat bu durum, “çalışmak istemiyorum” dediğinizde 24 saat boyunca hiçbir şey yapmayacağınız anlamına gelmez. Tam zamanlı bir işte mesela sabah 8’de işe başlamak zorundasınızdır. Freelance çalışırken ise sabah 8’de başlamak yerine, enerjinizi topladığınızda, belki de öğlen 12’de işinizin başına oturabilirsiniz. Hatta o günkü işlerinizi, bir gün öncesinden daha fazla çalışarak veya ertesi güne yayarak kolayca dengeleyebilirsiniz.
Motivasyonumun düştüğü zamanlar elbette oluyor. Böyle anlarda bazen bir kafeye gidip ortam değişikliğiyle çalışmayı deniyorum. Bazen bir aile ziyaretine laptop’umu da götürüp bir-iki saatliğine orada çalışıyorum. Hiç olmadı, 3-4 günlük kısa bir tatile çıkıp hem dinleniyor hem de işlerimi aksatmadan yürütebiliyorum.
Google, yapay zeka modeli Gemini’ı öğrencilere 1 yıl boyunca ücretsiz olarak sunuyor.
Bu teklif, “Google One AI Premium” paketini kapsıyor. Paketin en dikkat çeken özelliklerinden biri ise standart planlardan farklı olarak aile paylaşımına izin vermesi. Google Aile ayarlarınız üzerinden planınızı 5 kişiye kadar paylaşabiliyorsunuz. Bu sayede ailenizdeki diğer kişiler de kendi Gmail hesapları ile Gemini’ın gelişmiş özelliklerinden faydalanabiliyor.
Tekliften yararlanmak ve diğer tüm detayları öğrenmek için linki ziyaret edebilirsiniz: Link
“Tasarım Eleştiri” adlı web sitemde, başta web siteleri olmak üzere çeşitli tasarım eleştirileri yapıyorum.
Gün içerisinde onlarca web sitesini ziyaret ediyorum ve gördüğüm hatalar beni gerçekten çok şaşırtıyor. Bu hataların bir kısmını sitemde paylaşmaya çalışıyorum.
Zaman zaman bu firmalarla iletişime geçerek tespit ettiğim hataları kendilerine bildiriyorum. Bazıları hemen ilgilenip sorunu çözerken, bazı firmalar ise yıllarca aynı hatalarla web sitelerini yayında tutmaya devam ediyor.
“Tasarım Eleştiri” web sitemi ziyaret etmek için: Link
LinkedIn, kullandığım ve profesyonellerle bağlantı kurma imkanı sunduğu için değer verdiğim bir platform.
Fakat son zamanlarda artan olumsuz bir yanı var: Platformun amacının dışında kullanılması. İnsanların, yalan hikayelerle veya başkalarının paylaşımlarını sadece eleştiri ve hakaret yağmuruna tutmak için kullandığını görüyorum. Buradaki temel amaç, algoritma sayesinde daha fazla kullanıcıya ulaşıp kolayca takipçi ve bağlantı kazanmak gibi duruyor.
Bu yüzden akışımda sürekli aynı türde paylaşımlar karşıma çıkıyor. Ne yazık ki, ortaya somut bir proje koyan, “Ben bunu yaptım” diyerek değer üreten içeriklere ise eskisinden daha az rastlıyorum.
Üzerinde çalıştığınız her projede yeni şeyler öğrenir, yeni sorunlarla karşılaşır ve bunların çözümlerini ararken kendinizi geliştirirsiniz.
Yakın zamanda bir müşterim, web sitesi için kullanacağımız alan adını yıllar önce aldığını ama hiç kullanmadığını söyledi. O an, bu alan adına bağlı bir e-posta kullanıyor olabileceği aklıma gelmedi; fakat bu tecrübeden sonra artık geliyor.
İlk olarak, alan adını satın aldığı siteye giriş yapmakta sorun yaşadık. Müşterimin yurt dışında olması, aramızdaki 7 saatlik fark ve yoğun temposu nedeniyle, güvenlik için kendisine gönderilen kodları zamanında alamıyordum. Çözüm olarak, alan adını sunucuma yönlendirmesi için gerekli bilgileri kendisine ilettim. İşlem yapıldı ve yeni web sitesini yayına aldık. Fakat hemen ardından müşterimden “E-postamı kullanamıyorum” mesajı geldi.
Meğer müşterim, alan adı üzerinden Google Workspace e-posta hizmeti kullanıyormuş. Bu bilgiyi kendisinden almam üç gün sürdü, çünkü yıllardır ödeme yaptığı firmayı bir türlü bulamıyordu. Sonunda Google faturasına ulaştı ve bana iletti. Ben de Gmail için gerekli olan bilgileri sunucuya tanımlayıp sorunu bir saat içinde çözdüm.
Bu tecrübe sayesinde, artık bir projeye başlarken sorduğum sorulara yenisini ekledim: Eğer müşterinin mevcut bir alan adı varsa, bu alan adına bağlı bir e-posta hizmeti kullanıp kullanmadığını mutlaka soruyorum.
Uzun yıllardır ara ara uğradığım bir site var: Sharewareonsale. Burada zaman zaman ücretli uygulamaları ya indirimli ya da tamamen ücretsiz bulmak mümkün.
Eskiden ücretsiz uygulama sayısı çok daha fazlaydı. Şimdi öyle değil, ama yine de arada gerçekten güzel şeyler çıkabiliyor. Son yıllarda özellikle VPN uygulamaları çoğunlukta; girince en çok onlara rastlıyorum.
Son zamanlarda yapay zekâ destekli uygulamaları da burada görmeye başladım.
Özetle; “bazen boş, bazen dolu” bir site. Ama doğru zamanda denk gelirseniz, çok işinize yarayacak uygulamaları bedava edinme şansınız var.