Çalışma Masası Günlüğü arşiv sayfasına hoş geldiniz!
Pozitif Teknoloji, Apple ürünlerinde, Asus monitörlerde ve diğer aksesuarlarda öğrencilere güzel indirimler sunuyor. Ürünleri Google’da ve fiyat analizi yapan sitelerde arattığınız zaman PT web sitesi karşınıza ilk sayfalarda çıkmayabilir. kendi web sitelerini incelemenizi tavsiye ediyorum.
Benim gibi Açıköğretim okuyorsanız da bu indirimlerden faydalanabiliyorsunuz. Hatta kaydınızı yenilemeyip öğrenim durumunuz pasif durumda ise de indirimlerden faydalanabiliyorsunuz.
Asus’un ProArt Display PA278CV monitörünü Amazon Prime’da satılan fiyatının 2000 TL altında satın aldık.
İstanbul’a 1 saatlik mesafe yaşıyoruz. Eşimle beraber, İstanbul’da olduğumuz zamanlar kullanmak için coworking çalışma alanı arayışımız var. Workington‘u ve eOfis‘i inceliyorum. Ayda en fazla 1-2 günlük kullanımımız olacak.
Her ay farklı bir lokasyonu denemek istiyoruz. Araştırmaya devam ediyoruz. Gelişmeleri burada paylaşacağım.
Ülkemizde tasarım-illüstrasyon alanında Youtube’a içerik üreten kişi sayısı artması gerekirken çok azaldı. Yıllar önce bir hevesle video’lar çekmeye başlayan birçok kişi ya yeni videolar çekmeyi bıraktı ya da videolarını silip ortadan kayboldu.
Burada bizi eleştirmem gerekiyor. Meslekte inanılmaz bir ego savaşı var. Herkes birbirinden nefret ediyor. Sadece bu mesleğe özgü bir durum değil tabi ki. Ülkece birbirimizden nefret ediyoruz.
Mesela reklam ajanslarından 20 yılı aşkın süredir çalışmış olan, Art Director olarak çalışan birisi bir kanal açıyor. Mesleği hakkında video’lar çekiyor. meslektaşları ile röportajlar yapıyor. Sonra öyle şeyler oluyor ki. Aynı işi yapan ve 15-20 yaşında olmayan, kendisi ile aynı yaşlarda, aynı tecrübeye sahip meslektaşları tarafından hakaretlere uğruyor, aşağılanıyor, alay ediliyor filan. Bunu anlayamıyorum.
Ben bir marangozun, mimarın, ressamın, yani herkesin mesleği ile ilgili videolar çekip yayınlamasını çok isterim ama ülkemizde bu pek mümkün gözükmüyor.
17 Ocak’ta lisanslı yazılım kullanmak ile alakalı görüşlerimi yazmıştım.
Aşağıdaki linkteki yazıları okumanızı ısrarla öneriyorum.
Korsan yazılımdan uzak durun. Bir diğer bulaşma şekli, gelen e-postalardaki bağlantılara tıklamak. Phishing denilen (yemleme, oltalama) yöntemiyle binlerce kişiye atılmış e-postalarda “faturanız ekte yer almaktadır, hakkınızda dava dosyası vardır” gibi başlıkları ve yazıları gördüğünüzde bir anlık panikle e-postada gönderilmiş olan ek dosyalara tıklayarak bilgisayarınıza indirirseniz geçmiş olsun.
Aşağıdaki ekran görüntüsü Kanada’daki bir şirketin bilgisayarına ait ekran görüntüsü. Bir çalışanın hatası sonucu şirketin tüm bilgisayarları bu şekilde kilitlenmiş.
İstanbul merkezli yerli bir inşaat firmasının web sitesi. SSL sertifikası yok. Ana Sayfa’da logonun yüklenmesi 10 saniye sürdü. Bir 10 saniye sonrasında görseller ve ikonlar yüklendi. Sonrasında, ekranda gördüğümüz bölümün üzerine Slider yüklendi. Toplam 35 saniye sürdü.
Sunucu lokasyonu Mars mı diye düşündüm bir an.
Büyük bir firmanın web sitesi. Web siteyi hazırlayan da bir ajans.
Web siteye hızlıca bir göz attığımda en az 10 tane yazılım ve tasarım hatası gözüme çarptı.
Firmanın 100’lerce çalışanı var. İdari kadrosunda da 10’larca çalışanı olsa gerek. firma sahipleri, genel müdür ve diğer yöneticiler; tasarımcı, mimar, mühendis, satış, satın alma, pazarlama; diğer departmanlar ve diğer ofis çalışanları.
Bu gibi hataların gözden kaçmasını imkansız olarak görüyorum ben.
Ajanstan daha bahsetmedim bile. Bu işi yapan profesyonellerin gözünden böyle bir hatanın kaçabilme ihtimali bile yok.
Adobe, 2013 yılında Creative Cloud’u duyurdu ve aylık-yıllık ödeme sistemine geçti. Daha önceki zamanlar istediğiniz uygulamayı tek seferlik ödeme ile satın alıyor ve güncelleme yapamadan o sürümü istediğiniz kadar kullanabiliyordunuz.
Creative Cloud, eski Adobe kullanıcıları tarafından yıllardır eleştirilse de ben bu tartışmada Creative Cloud’un yanındayım.
Çünkü mesleğe başladığım zamandan bugüne dek her sene, kullandığım uygulamaların güncellemelerini ve yeni gelen özellikleri denerim.
Fakat bu sene Tüm Uygulamalar’ı kullanabilmek için aylık ödemeniz gereken ücret 1387 liraya çıktı: Link.
İndirimli fiyata sahip olmak için yapmanız gereken şey Adobe hesabınıza giriş yapıp sayfanın sağ alt kısmındaki Chat ikonuna tıklayarak canlı sohbete bağlanmak ve Adobe yetkilisinden indirim talep etmek.
Bu sene benim ödediğim ücrete %100’ün üzerinde zam yapılınca ben de bunu yaptım. Yıllık taahhütüm Aralık 2024’te bitiyordu. İndirim alamadım fakat Adobe hesabıma 3 ay boyunca ücretsiz üyelik tanımladılar. Aylık Creative Cloud faturam Mart 2025’te kesilecek. Aralık-Ocak-Şubat ayları Adobe tarafından hediye edildi.
Ayrıca indirimli fiyatlar ile 1 yıl boyunca kullanmak için Black Friday dönemini kaçırmayın. Yarı yarıya fiyatlarla üyelik satın alabilirsiniz.
Apple uzun yıllar 21.5 inç ve 27 inç iMac modelleri çıkardı ve 2021 yılında bu modellerin üretimini durdurarak silikon işlemcili 24 inç olan iMac modelini piyasaya sürdü.
Benim gibi 27 inçten daha küçük boyuttaki monitörlerle çalışamayanlar için şu seçenekler kaldı:
– 27 inçlik eski iMac’leri kullanmak.
– Apple’ın ürettiği 27 inç ve 32 inç monitörleri satın almak: Link.
Tabi ki 81 bin TL ile 190 bin TL’den başlayan fiyatlarla.
Bunun yanında bir Mac Mini ya da Mac Studio satın almanız da gerek.
Apple”ın 24 inç boyutundaki iMac’i üretip farklı renklerde piyasaya sunmasını doğru bulmadım. Apple çalışanları tarafından bile tavsiye edilmeyen bir model.
Ben 2012 yılı 27 inç iMac modelini kullanıyorum. İleride Mac Mini ya da Mac Studio alıp, dönüştürücü kullanarak iMac’ime bağlamayı ve iMac’i monitör olarak kullanmayı düşünüyorum.
Bazı işletme sahipleriyle konuştuğumda, bir web sitesine ihtiyaç duymadıklarını düşündüklerini görüyorum.
Web sitesi bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Bugün ihtiyacınız olmadığını düşünebilirsiniz, ancak iş dünyasında güçlü ve sürdürülebilir olmak istiyorsanız dijital dünyada var olmalısınız.
Eşimle beraber kullandığımız çalışma odamızdan bir fotoğraf.
Son günlerde baya bir değişiklik yaptık. Çalıştığınız ortamın çalışmanıza etkisi çok fazladır.
Kullandığımız ekipmanlar, eşyalar, ağaçlar, çiçekler, kalemler, hemen hemen her şeyi burada paylaşacağız ve incelemelerini yapacağız.
Takipte kalın.
20’li yaşlarda yılın en az yarısında gece çalışır, gündüz öğle vaktine kadar uyurdum. Fakat 30’lu yaşlara yaklaşınca ve o yaşları geçince bunun sağlığa zararlı olması sebebiyle gündüz çalışmaya başladım. Evlilik sonrasında da sadece çok önemli işlerim olduğu zamanlar gece geç saatlere kadar çalışıyorum.
Fakat tasarım, yazılım, illüstrasyon üzerine çalışanlar iyi bilir ki gece çalışmak sizi inanılmaz bir biçimde motive eder. Bunun sebebinin sessizlik olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir çoğumuz gündüz saatlerinde işe konsantre olma konusunda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu, eğer bir ofiste çalışıyorsak da böyle, evde çalışıyorsak da böyle. Benim eşim de tasarımcı olduğu için ve aynı çalışma odasını paylaştığımız için ben böyle bir sorun yaşamıyorum. Ofis ortamlarında ise, özellikle açık ofislerde asla çalışamıyorum. Çünkü daima, hiç susmayan ve bağırarak konuşan bir çalışan mutlaka bulunur.
Evli ya da bekar fark etmiyor. Evinizde işinize konsantre olduğunuz vakitte odanıza eşiniz ya da çocuğunuz girebilir; veya anneniz-babanız-kardeşiniz gelebilir. Kapı ziliniz çalabilir, misafiriniz-komşunuz gelebilir. Telefonunuz sürekli çalabilir. Ya da dışarıdan sizi rahatsız edecek seste ve uzunlukta bir gürültü olabilir.
Bu konu hakkında da uzun bir yazı yazayım ileride. Gece uyuyalım, gündüz çalışalım; sağlıklı olalım. Sadece gündüz vakti yaşanan bu sorunları nasıl aşabilirsiniz bunlardan bahsedeceğim.
Çinli e-ticaret sitesi olan Temu’dan çalışma odamız için baya bir ürün aldık. Önümüzdeki günlerde bunları paylaşmaya başlayacağım.
Çalışma odamızı baya bir yeniledik. Hala eksiklikler var ama onları da yavaş yavaş tamamlıyoruz.
Çalışma ortamınızı güzelleştirmenin, çalışma motivasyonunuza çok büyük katkısı oluyor.
Bir program lisansı satın almak beni çok mutlu ediyor. Neden bilmiyorum ama orijinal bir yazılım kullanırken mutlu oluyorum.
Günümüzde birçok büyük firma bile korsan yazılım kullanırken, ben bunu yapamıyorum.
Mesleğe yeni başladığım zamanlar kazancımın yarısından fazlasını lisans ücretleri için ödüyordum.
Tabi kazancınız arttıkça, lisans ücretlerinin kazancınıza oranı o kadar da fazla olmuyor.
Profesyonellerin, yani hayatını bu programları kullanarak yaptıkları işlerle kazanan kişilerin mutlaka yapması gereken şey olduğunu düşünüyorum.
Yaşadığım yere yürüme mesafesinde olan, hatta bazen alışveriş yaptığımız bir firma vardı. Web siteleri çok eskiydi ve yenilemeye ihtiyacı vardı. Fakat bir türlü bu konuda görüşme fırsatımız olmamıştı.
2-3 sene sonra aklıma geldi ve sitelerine girdim. Sitelerini bir ajansa yeniletmişler.
Birkaç hatayı bildireyim dedim. İletişim Formu’na yazdım. Gönder dedim ve şok.
Tamamladığınız bir web sitesi projesinde İletişim Formu’nu bile test etmiyor musunuz?
Yıllardır Logitech M330 Silent Plus mouse kullanıyordum: Link.
Kedim ‘‘Çamur’un’’ sağ olsun 3 sene önce evde şe başladığı ilk gün masadan aşağı attığı farenin tekerleği bozulmuş, birkaç gün sonra kendi kendine düzelmişti. Seneler sonra tekerlek yeniden bozuldu.
Apple’ın beyaz ve siyah mouse’ları da var ama çok alışamadım. Yeniden bu mouse’dan alacağım gibi. Çalışırken büyük kolaylık sağlıyor. Tıklama sesi çok ama çok az, ele tam oturuyor, elden kaymıyor.
Apple’ın ‘‘Magic Mouse (USB‑C) – Siyah Multi-Touch Yüzey’’ mouse’unu kullanıyorum çoğunlukla ama Logitech’i yeniden almayı da düşünüyorum.
Özellikle Instagram’da sürekli karşıma ‘‘ajans olmayan ajansların’’ reklamları çıkıyor. Aslında tek kişiden oluşuyorlar ve kiminin kendi web sitesi bile yok. Bir çoğunun da web sitesi içler acısı hâlde ama insanlara web sitesi yapmayı taahhüt ediyorlar.
Hatta son zamanlarda hemen hemen her gün, yapay zeka ile hazırlanmış bir görselden oluşan reklam çıkıyor karşıma.
Reklama nasıl bir bütçe ayrıldıysa ve kaç kişiye gösterildiyse, ona bile 10 civarında yorum gelmiş fiyat almak isteyenler vardı.
Bazı büyük firmaların web siteleri beni çok şaşırtıyor.
Firmanın yüzlerce çalışanı var. Onlarca ülkeye de ihracat yapılıyor.
Türkiye’nin en büyük fuarlarından birisine katılıyorlar.
Fuardaki tüm basılı materyallerde firmanın web sitesi de yazıyor.
Ama siteye girildiğinde SSL sertifikası bile yok. Yani siteye http:// olarak giriliyor. İnternet tarayıcısı güvenlik uyarısı veriyor ve siteye girmemeniz konusunda sizi uyarıyor.
Devam edip siteye girdiğinizde de 5-10 saniyede açılan sayfalar, yüklenmeyen görseller, tıklanmayan butonlar, hatalı-açılmayan sayfalar, imla konusunda büyük hatalar sizi karşılıyor.
Bu bahsettiğim konu 1 firma için geçerli değil. Her sene onlarcası ile birebir karşılaşıyorum; yüzlercesi ile de internet üzerinde karşılaşıyorum.
Web siteniz, firmanızın Türkiye’ye ve tüm dünyaya açılan vitrinidir. Lütfen önem verelim.
Bir fuar ziyaretimde, bahsettiğim gibi çok kötü web sitesi olan bir firmanın yetkilisi ile konuşurken konu web sitelerine geldi. Web sitelerinin gayet güzel olduğunu, profesyonel bir ajans ile çalıştıklarını söylemişlerdi. Ağzım açık kalmış, söyleyecek bir şey bulamamıştım.
Web sitelerinizin açılış hızı son derece önemlidir. Ana sayfa için ve diğer sayfalar için, farklı cihazlarda tek tek ölçülmelidir.
Web sitenizin bulunduğu sunucu, sunucunun lokasyonu, kod yapısı, görsel-video boyutları vb. etkenler sitenizin hızını belirleyici unsurlar olabilir.
Sonuç olarak siz müşteri olarak sebeplerle ilgilenmeden, sonuca odaklanıp sitenizin hızlı açılmasını beklemelisiniz.
Web sitenizin ana sayfası ve diğer sayfaları ortalama 1-2 saniyede açılıyor olmalıdır.
Hız testi yapabileceğiniz web siteleri var ama en doğru sonucu şu şekilde göreceksiniz:
Geçmişi tamamen temizlenmiş bir tarayıcı ile web sitenize girin ve sayfaları gezin. Sayfaların açılış hızı sizi rahatsız ediyor mu? Kaç saniyede açılıyorlar?
Ayrıca web sitenizi yaptırdığınız ajans ya da freelancer’dan hız testi sonuçlarını gösteren web sitelerinden testler yaptırmasını ve sonuçlarını sizinle paylaşmasını talep edebilirsiniz.
Kısa süreli VDS-VPS kullanım ihtiyaçlarınız için virtua.cloud sitesini öneririm.
Windows da kurabiliyorsunuz.
Kayıt olduktan sonra hesabınıza minimum 50 Euro yüklemeniz gerekiyor. Eskiden 10 Euro idi bu.
Sonrasında sunucu özelliklerinizi, kurulmasını istediğiniz işletim sistemini ve istediğiniz lokasyonu seçiyorsunuz ve 5-10 dakika içerisinde bilgisayarınız hazır hale geliyor. Uzak masaüstü bağlantısı ile kullanabiliyorsunuz.
Upload-download konusunda kısıtlamaları yok. Ben bunu kendilerinden bizzat teyit alarak yazıyorum.
Mesela bir dosyayı indirip, Google Drive gibi bir yere yedeklemek istiyorsunuz ama bunu evinizdeki internet ile yapabilmeniz çok zor diyelim.
Buradan bu işlemi hızlıca yapabilirsiniz. İşiniz bittiğinde sunucuyu silerek, kullandığınız kadar ödersiniz.
Saatlik ücretler de çok uygun.
Detaylı bir inceleme yazısı yakında gelecek.
Çalışmak sadece tasarım yapmak ve kod yazmaktan ibaret değil. Sabahın erken saatlerinde ve gecenin geç saatlerinde, aklımdaki fikirleri, o gün veya sonraki gün neler yapacağımı not alırım. Her gün, her hafta, her ay bunları yapmalısınız. O gün, o hafta, o ay neler yapacağınızı not alırsanız, günlük-haftalık-aylık planınızı yaparsanız bu işinizi kolaylaştıracaktır ve sizi özellikle iş ile alakalı yaşayacağınız stresten uzak tutacaktır.
İşinize aşık iseniz cumartesi-pazar, resmi tatil demeden büyük bir mutlulukla çalışabiliyorsunuz. Yorgun olduğunuzda, mutsuz olduğunuzda çalışmaya ara verebiliyor, o anda yapmak istediğiniz başka şeyler varsa onları yapabiliyorsunuz, gezebiliyosunuz, yiyip içebiliyorsunuz. Sonrasında gelip işinize dönebiliyorsunuz. Yani işlerinizi aksatmamak kaydıyla çalışma saatlerinizi kendiniz belirleyebiliyorsunuz.
Tasarımcıların ve yazılımcıların çalışma sistemleri bu şekilde olmalıdır.
İşime aşığım ama her gün aynı saatte işe gitmeyi, belirli bir saate kadar o masada oturup çalışıyor gözükmek zorunda olmayı sevmiyorum ve bizim mesleğimize uygun olduğunu düşünmüyorum.
Çalışma ortamı çok önemlidir. Birkaç günde bir çalışma ortamımda ufak dokunuşlar yaparım. Bu iş veriminizi arttırır.
Ofisimin son görünümü bu ama birkaç gün içerisinde baya bir değişiklik yapmayı düşünüyorum.
27 inç iMac’in yanında 34 inç geniş ekran (21:9) monitörü monitör kolu ile dik olarak kullanmayı planlıyorum.
Laptop’u (15 inç, 2015 Macbook Pro) çoğunlukla diğer köşe masamda ve seyahatlerimde kullanıyorum.
Kullandığım diğer ekipmanları, ofisteki araç-gereçlerimi, süs eşyalarımı ileride zaman zaman paylaşacağım.
Çalışma ortamınızı güzelleştirin.